Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere (Yahudilere ve Hristiyanlara) farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde farz kılındı ki, takvaya ulaşasınız. Bakara – 183
Oruç; 12 ay boyunca helal olan yeme içme ve cinsel ilişki durumunu yalnızca 1 ay yapmayarak insana büyük bir irade kazandıran bir ibadet şeklidir. Normal vakitlerde gündüz yemek yenmesi, gece ise uyunması gerekirken Ramazan ayında tam tersine dönüyor bu durum. 11 ay boyunca gündüz yiyip içerken ve helal ilişki yaşarken vücudumuza bu ayda yapamazsın komutu veriyoruz ve ciddi anlamda vücudu şaşırtıyoruz. Ölmüş bir insana kalp masajı sonrası şok cihazı vermek gibi bir durum olmalı. Böylece hem nefis terbiyesi yapmış hem de vücudu dinlendirerek büyük bir irade sergilemiş oluyoruz. Peki kimin için yapıyoruz bunu, elbette ki bize nefes bahşeden, ruh ve sevinç bahşeden Yüce Rabbimizin rızasını kazanmak için.
Gün içerisinde birçok insan karşımızda yemek yiyip su içerken, biz, bizi yaratanın emri olduğu için bunlardan sevinç ve şükür ile vazgeçebiliyoruz.
Oruç anında, bir anda oruçlu olduğumuzu unutup elimizi su bardağına uzatıyor ve birden oruçlu olduğumuzu hatırlayıp bardağı yerine bırakabiliyoruz. İşte bu Yüce Allah’ın insan vücudunda beynimize nasıl komut verebileceğimizin ve irade sergileyebileceğimizin müthiş bir göstergesi ve kanıtıdır.
Aslında bu güzel rahmet ayı, bize hem yeme içme, hem de cinsel ilişki konusunda irademizi kullanabilmeyi öğretirken, aynı zamanda Allah’ın yap dediği veya yapma dediği şeyler konusunda da irade sergileyebileceğimizi öğretir. Örnekler verecek olursam hepimizin de kendinde düzeltmeye çalıştığı; yalan söylememe, öfkelenmeme, dedikodu yapmama, iftira atmama, kalp kırmama, hırsızlık yapmama, başkalarının karısına veya adamına bakmama, sarhoş olmama, fal baktırmama, büyü yaptırmama, böbürlenmeme, kibirlenmeme, gururlanmama, tembel olmama, vs. vs. gibi konularda da oruç tutup irade sergileyebiliriz. Ve bunlar her ne kadar zor olsa da insanın ciddi anlamda pes etmeden çabalamasıyla başarı bulacağı bir şeydir. Şayet Kuran’a göre olgunlaşma yaşına (40) kadar kusurlarımızı düzeltebilmeliyiz. Düzeltemesek bile çabalamalı, utanç duymalı ve bolca tövbe etmeliyiz. Oruç tutarak ve aynı zamanda bu saydığım konularda (her kişi kendi eksikliklerini, hatalarını bulmalıdır) dilimizi, düşüncelerimizi, davranışlarımızı vs. koruyarak takvaya ulaşabiliriz inşaAllah. Her şey bizim çabamız ve Allah’ın dilemesiyle mümkündür. Rabbim hepimizi doğru yoluna iletsin inşaAllah.
Ahkaf 15: Biz insana, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu sıkıntı çekerek karnında taşımış ve sıkıntı çekerek doğurmuştur. Onu taşıması ve sütten kesmesi otuz ay sürmektedir. İnsan erişkinlik çağına gelip, kırk yaşına ulaşınca şöyle dedi: “Ey Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi ameller yapmamı bana nasip et! Benim soyumdan iyi insanlar yetiştir. Ben sana yöneldim ve ben sana teslim olanlardanım.”
Zebur; Diyorlar ki, ‘Oruç tuttuğumuzu neden görmüyor, İsteklerimizi denetlediğimizi neden farketmiyorsun?’ “Bakın, oruç tuttuğunuz gün keyfinize bakıyor, işçilerinizi eziyorsunuz. Orucunuz kavgayla, çekişmeyle, şiddetli yumruklaşmayla bitiyor. Bugünkü gibi oruç tutmakla sesinizi yükseklere duyuramazsınız. İstediğim oruç bu mu sanıyorsunuz? İnsanın isteklerini denetlemesi gereken gün böyle mi olmalı? Kamış gibi baş eğip çul ve kül üzerine mi oturmalı? Siz buna mı oruç, RAB’bi hoşnut eden gün mü diyorsunuz? Benim istediğim oruç, haksız yere zincire, boyunduruğa vurulanları salıvermek, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak, her türlü boyunduruğu kırmak değil mi? Yiyeceğinizi açla paylaşmak değil mi? Barınaksız yoksulları evinize alır, çıplak gördüğünüzü giydirir, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemezseniz, ışığınız tan gibi ağaracak, Çabucak şifa bulacaksınız. Doğruluğunuz önünüzden gidecek, RAB’bin yüceliği artçınız olacak. O zaman yardım çağrılarınızı RAB yanıtlayacak, Feryat ettiğinizde, ‘İşte buradayım’ diyecek. “Eğer boyunduruğa, başkalarını suçlamaya, kötücül konuşmalara son verirseniz, açlar uğruna kendinizi feda eder, yoksulların gereksinimini karşılarsanız, Işığınız karanlıkta parlayacak, karanlığınız öğlen gibi ışıyacak. RAB her zaman size yol gösterecek, kurak topraklarda sizi doyurup güçlendirecek. İyi sulanmış bahçe gibi, tükenmez su kaynağı gibi olacaksınız. Halkınız eski yıkıntıları onaracak, Geçmiş kuşakların temelleri üzerine yeni yapılar dikeceksiniz. Duvardaki gedikleri onaran, sokakları oturulacak hale getiren denecek sizlere. Yeşaya 58: 1-12

Yorum bırakın