NAMAZ KILMAK NEDİR?
“Onlara, Allah’ın indirdiğine ve Resul’e gelin dendiği zaman, “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter.” dediler. Peki ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimselerse?” Maide 104.
Şimdiye kadar büyüklerimizden, keza toplumda dini yaşayan insanlardan bazı ibadet şekilleri öğrenmişizdir. Bu ibadet şekillerinde asla taviz yoktur ve nesilden nesile ezbere bir şekilde sorgulanmadan aktarılmaktadırlar. Farsça “Namaz” olarak bildiğimiz ibadetin gerçek adı Kuran’da “Salat”tır. Abdest ise yine Farsça bir kelime olan “Ab” ve “Dest” kelimelerinden türemiştir. “Su ile Tamamlamak” anlamına gelir. Ancak atalarımızdan bize öğretilen namaz ve abdest çok zorlayıcıdır ve iman etmek isteyenleri adeta dinden korkutacak şekilde zorlayıcıdır.
“Ve Allah için gereken çabayı gösterin. O, sizi seçti ve atanız İbrahim’in yolu olan bu dini sizin için zorlaştırmadı. O, elçinin sizin üzerinize tanık olması ve sizin de insanların üzerine tanık olmanız için, bundan önce ve bunda, Müslimler (Teslim Olanlar) olarak sizi isimlendirdi. Artık, salatı dosdoğru ikame edin, zekatı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin Sahibinizdir; ne güzel Sahiptir, ne güzel Yardımcıdır.” Hac 78.
Hac 78’de salatı dosdoğru ikame edin cümlesindeki “fe ekimus salate ” Ekîmû (أَقِيمُوا) kelimesinin kök harfleri Kaf-Vav-Mim’dir.
Kaf-Vav-Mim: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe.
Aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek.
Türkçe’ye girmiş türevler :kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
Salat / Es-Salâte (الصَّلَاةَ) Kelimesinin Kök Harfleri: Sad-Lam-Vav: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükran.
Kaynak: (acikkuran.com)
Salat kelimesi, namaz kılmanın yanı sıra, “dua ve destek” anlamları da taşır. Eğer sadece namaz anlamı taşısaydı şu ayette çok büyük bir yanlış anlaşılma olur ve şirke girerdik. Allah hata yapar mı? Ahzap 56: “Kuşkusuz Allah ve melekleri, Nebi’ye (Muhammed’e) salat ederler. Ey İman Edenler! Siz de O’na salat edin. Tam bir bağlılıkla selam edin.”
Gördüğümüz gibi salatı sadece namaz olarak anlasaydık bu ayette Allah’ın ve meleklerinin nebimiz için namaz kıldığını anlayacaktık. Oysa ki burada ciddi bir destek olma durumu vardır. Muhammed Nebimizin arkasında ona yardım eden Allah ve melekleri vardır ve Yüce Allah bizden de onun yanında durmamızı istiyor. Yaşayışımızla, davranışlarımızla, Kuran’a sımsıkı bir şekilde sarılmamızla nebimiz Muhammed’e tam bir bağlılıkla destek olacağımızı söylüyor.
“Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı dosdoğru kıl! Çünkü namaz, yüz kızartıcı şeylerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir.” Ankebut 45.
Namaz, kötülüklerden alıkoyar demek, namazı yalnızca ritüellerde bırakmamak demektir. Hayatın her alanında namazı dik ve diri tutmak demektir. Yolda yürürken başkalarının yere attığı çöpleri toplamak, hiç tanımadığımız insanlara iyilik yapmak, yetimin hakkını gözetmek, anneye, babaya saygılı davranmak, eşe, çocuğa çoluğa, topluma faydalı ve yararlı işler yapmak, düzeltici olmak demektir. Keza namaz kötülüklerden alıkoymuyorsa eğer, bu durum Allah katında şiddetle kınanır;
“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakandır. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez. Vay o namaz kılanların haline ki, Namazlarından gaflet içindedir onlar! Onlar gösteriş yapanlardır. Ve küçük, basit, sıradan yardımı bile esirgeyenlerdir.” Maun 1-7
Namaz bize şunu hatırlatmalıdır; Eskiden biz hiçbir şey bilmez iken, belki kimsenin görmediğini düşünüp yerlere çöp atan biriydik, belki birilerine sataşıp bozgunculuk yapıyorduk, sırf kendimizden değil diye başkalarını yargılayıp iyilik yapmayan biriydik. Ama şuanda Allah’ın izni ve salatı ile cahillikten kurtulduk ve tam da onun istediği şekilde yaşama şansımız var. Artık cahil değiliz, Rabbimizi bildik ve tanıdık. Bilmenin sorumluluğu altındayız. Namaz kılınca kurtulduk değil, aksine namazı hayatımızın her alanına geçirmek durumundayız. Çünkü hem namaz kılıp hem de eski cahiliye dönemlerindeki gibi davranma lüksümüz yok. Cahiliye dönemindeki gibi davranmaya devam edersek ya namaz kılmayı bırakalım da Allah’ın yolunu işgal etmeyip, o yola girmeye çalışanlara da dini kötü göstermeyip onları bu yola girmelerini engellemelim, ya da davranışlarımıza çok ama çok özen göstererek kendimizi ve insanları kazanalım; Şayet ben eskiden namaz kılıp hacca giden ve her türlü kötülüğü yapan müslümanlar yüzünden İslam’ı çok ama çok yanlış tanımışım. Ta ki Allah bana Kuran’ı okumayı nasip edene kadar…
“Seni şaşırmış bulup, doğru yolu göstermedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme! Öyleyse isteyeni sakın azarlama. Ve Efendinin sana yaptığı iyilikleri de anlat.” Duha 7-9-10-11;
İBADET ŞEKLİNDE SALAT AYETLERİ
Kuranda ritüel/ibadet şeklinde kılacağımız namaz ayetlerini “Ekimus” kelimesiyle anlayabiliriz. Ekimussalat, yani salatı ikame etmek, yapmak, doğrultmak, ayağa kaldırmakdır. Şimdi namazı Kurana göre nasıl dosdoğru ikame edebiliriz onu inceleyelim;
ABDEST
Öncelikle abdest yalnızca namaza durmadan önce istenir. Allah’ın başka herhangi bir zamanda abdest alın dediği başka hiçbir durum yoktur. Çünkü namaz esnasında Allah bizi meshetmek yani kutsamak, arındırmak istiyor. İsa Nebimizin Mesih olması bu sebepledir. O doğuştan bir şekilde kutsanarak gelmiştir. Ve ömrü boyunca kutsanarak yaşamış tek peygamberimizdir. O Mesih İsa’dır. Allah bizi de belli vakitlerde meshetmek, arındırmak istiyor;
“Ey iman sahipleri! salata duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin. Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin! Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir yüzeye/toprağa yönelip onunla: Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.” Maide 6.
Yukarıdaki abdest ayeti çok net bir şekilde açıktır. Atalarımızın zorlaştırdığı, 3 kez buruna, 3 kez ağıza, enseye, kulaklara vs. durumu yoktur. Samimiyettir namazdaki asıl olan konu. Allah zorluk değil kolaylık istiyor ve dine girmek isteyenleri korkutmamamızı, dinde hükümler yaratmamamızı istiyor. Şimdi diyebilirsiniz ki peygamberimiz böyle öğretti bize. Peygamberimiz asla Allah’ın söylediğinin dışına çıkmadı. Çünkü o bir Elçi/Resul idi;
“Bana düşen sadece Allah’tan aldığım vahyi size duyurmak ve gönderileni iletmektir. Kim Allah’a ve O’nun Resulüne (Elçinin ilettiği mesaja) karşı gelirse, bilsin ki onun için kesintisiz olarak sürekli içinde kalacağı cehennem ateşi vardır.” Cin 23.
“Apaçık Kitab’a yemin olsun ki!” (Duhan 2).
“Vah bana, keşke falancayı dost edinmeseydim!” Furkan 28.
“Çünkü Kur’an bana gelmişken, gerçekten o, beni Kur’an’dan uzaklaştırdı. Şeytan, insanı yüzüstü bırakıp rezil rüsva eder.” Furkan 29.
“Peygamber diyecek ki: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş bıraktı.” Furkan 30.
“Sonra da “Ayetlerimizi yalanlayan o halka gidin.” dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik”. Furkan 36.
“O gün, her topluluğun içinden bir tanık göndeririz. Seni de tanık olarak onların üzerine getiririz. Kitap’ı, her şeyi açıklayan, yol gösteren, rahmet ve teslim olanlara sevinçli bir haber olması için sana indirdik.” Nahl 89.
DUALARIN SONUNDA AMİN DENİR Mİ?
“Orada onların yakarışı, “Tespih ederiz seni ey Allahımız!” ve birbirlerine esenlik dilemeleri, “selam” şeklindedir. Ve dualarının sonunda şöyle derler: Bütün övgüler alemlerin Rabbi Allah’adır.” “enil hamdulillahi rabbil alemin.” Yunus 10.
İÇKİLİYKEN NAMAZ KILINABİLİR
Evet içki içenler de namaz kılabilir. Ancak sınırı aşmadan ne söylediğimizi idrak edebiliyorsak kılabiliriz; “Ey İman Edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünupken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolcuyken sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz; o anda su bulamadıysanız, temiz bir yüzeyle / kumla teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici’dir ve Çok Bağışlayıcı’dır.” Nisa 43.
Ayetten de anlaşıldığı gibi akletmek çok önemli. İçki içmeden de günlük hayatında sarhoş gibi yaşayan, ne söylediğini bilmeyen, ne söylendiğini duymayan insanlar vardır. Bu ayet aslında şunu demek istiyor; Namazda ezbere, anlamını bilmeden okuduğumuz Arapça ayetlerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. Çünkü “ne dediğinizi bilinceye kadar” çok ama çok net bir uyarıdır. Arapçasını okuyacaksak anlamını öğrenip yüreğimizde hissederek de okuyabiliriz. Ne dediğimizi biliyor olmamız şarttır. Kutsal kitabımız İncil’de de yukarıdaki ayeti destekleyen bir kısım vardır;
“Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin! Çünkü Babanız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir.” (İncil, Matta 6: 7 – 8)
İncil’den anlaşıldığı gibi Allah zaten bizim ne isteyeceğimizi bizden önce biliyor. Bizim kendi acziyetimizi kabul edip, Allah’tan alçakgönüllülük ve tüm samimiyetimizle yardım istememizi istiyor; “Sabır ve dua ile Allah’tan yardım isteyin. Sabır ve dua, Rablerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O’na döneceklerini bilen, gerçekten kalbi Allah sevgisinden dolayı ürperenlerin dışındakilere ağır gelir.” Bakara 46.
“Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin. O, sınırı aşanları sevmez.” Araf 55.
“Andolsun ki, kalpleri olup düşünmeyen, gözleri olup görmeyen, kulakları olup dinlemeyen cinleri ve insanları cehennem için yarattık. Bunlar hayvan gibidirler; hatta daha da aşağıdırlar. İşte gafil olanlar böyleleridir.” Araf 179
KURANA GÖRE NAMAZ VAKİTLERİ
Kuran’a göre namaz vakti 3 vakit, rekat sayısı 2’dir. Kuran’dan olmak şartıyla istediğimiz, kolayımıza gelen her dua, her iletişim sözü okunabilir. Bu konuyu yazı çok uzayacağı için bir sonraki Blog’da paylaşmak istiyorum Allah izin verirse. Okuduğunuz için teşekkürler, hayırlarda yarışalım inşaAllah.

Yorum bırakın